• altın ahududu ödülleri

    8.
    Her yıl Oscar ödül töreninden bir gün önce açıklanan yılın en kötü film ve oyuncularının değerlendirildiği Razzies (Altın Ahududu) ödüllerini, beklendiği gibi Lindsay Lohan ve Eddie Murphy paylaştı. Altın Ahududu Vakfı, kıdemli komedyen Murphy ve genç aktris Lohan'ı, oyuncu becerilerinin asgaride olmasından ötürü, her biri 4,89 dolar değerindeki altın rengine boyanmış Razzie ödüllerinden üçer tanesine layık gördü. Murphy'nin başrolünü oynadığı "Norbit" adlı komedi filmi, en kötü dört oyunculuk kategorisinden üçünü kazanarak bir rekor kırmasına karşın, filmin dünya çapında 158 milyon dolarlık gişe hasılatı yapması şaşkınlık yarattı. Yılın en kötü filmi seçilen "I Know Who Killed Me"de ikizleri canlandıran Lohan, böylece iki adet en kötü kadın oyuncu ödülü aldı. Lohan ayrıca en kötü çift karakter canlandırma ödülüne layık görüldü. Dünya çapında 9 milyon dolar gişe hasılatı yapan korku filmi, "I Know Who Killed Me", aday gösterildiği 9 daldan 8'inde Razzie'ye layık görülerek bir başka rekora imza attı. Daha önce "Showgirls" ve "Battlefiled Earth" filmleri 7'şer Razzie almışlardı.

    2007 Razzie ödülleri:
    -En kötü film: "I Know Who Killed Me"
    -En kötü aktör: "Norbit" filminde Eddie Murphy
    -En kötü aktris: "I Know Who Killed Me" filmindeki Aubrey ve Dakota
    isimli ikizler rolüyle Lindsay Lohan
    -En kötü yardımcı aktris: "Norbit" filminde Murphy
    -En kötü yardımcı aktör: "Norbit" filminde Murphy
    -En kötü çift karakter canlandırma: "I Know Who Killed Me" filminde
    Lohan ve Lohan
    -En kötü intihal: "I Know Who Killed Me" çeşitli filmler temelinde
    -En kötü yeni versiyon: "Daddy Day Camp"
    -En kötü yönetmen: "I Know Who Killed Me" ile Chris Siverston
    -En kötü senaryo: "I Know Who Killed Me" ile Jeffrey Hammond
    -Korku filmi için en kötü bahane (yeni kategori): "I Know Who Killed Me" *
    ... vakur
    #3056661 :)
  • bafta

    2.
    (bkz: bafta 2008)
    ... vakur
    #3056626 :)
  • cesar

    3.
    (bkz: cesar 2008)
    ... vakur
    #3056623 :)
  • bafta 2008

    1.
    ingiliz sinemasının en prestijli ödülleri sayılan ingiliz Film ve Televizyon Sanatları Akademisi (BAFTA) ödüllerinde En iyi film Atonement seçildi. Londra Royal Opera Salonu'nda ünlü ingiliz komedyen Jonathan Ross'un sunduğu baftalarda en büyük başarıyı, 4 ödülle Fransız La Vie En Rose filmi sağladı. 14 dalda aday gösterilen Atonement ise 2 ödül alarak hayal kırıklığı yarattı. Sürpriz birinci La Vie En Rose, Paris'in gettosunda büyüyen Edith Piaf'ın New York'ta ünlü sanatçı olma hayallerini anlatıyor. En iyi erkek oyuncu ödülünü, There Will Be Blood filmindeki başarılı performansıyla Daniel Day-Lewis alırken, en iyi kadın oyuncu ödülüne La Vie En Rose filmiyle Marion Cotillard hak kazandı. BAFTA ödüllerini kazanan diğer isimler şöyle:

    En iyi yabancı dilde film: The Lives Of Others.
    En iyi animasyon: Ratatouille.
    En iyi orjinal senaryo: Juno.
    En iyi adapte edilmiş senaryo: The Diving Bell and the Butterfly.
    En iyi yönetmen: No Country For Old Men.
    En iyi 'yeni' film özel ödülü: Control.
    En iyi yerli film: This Is England.
    En iyi film: Atonement.
    En iyi erkek oyuncu: Daniel Day-Lewis.
    En iyi kadın oyuncu: Marion Cotillard.
    En iyi yardımcı erkek oyuncu: Javier Bardem.
    En iyi yardımcı kadın oyuncu: Tilda Swinton.
    En iyi müzik: La Vie En Rose.
    En iyi sinematogrofi: No Country For Old Men.
    En iyi düzenleme: The Bourne Ultimatom.
    En iyi prodüksiyon tasarımı: Atonement.
    En iyi kostüm tasarımı: La Vie En Rose.
    En iyi ses: The Bourne Ultimatom.
    En iyi görsel efektler: The Golden Compass.
    En iyi saç ve makyaj: La Vie En Rose.
    En iyi kısa animasyon: The Pearce Sisters.
    En iyi kısa film: Dog Altogether.
    Umut vaad eden 'Yükselen Yıldız' ödülü: Shia Labeof. *
    1 ... vakur
    #3056615 :)
  • cesar 2008

    1.
    Fransa'nın Oscar'ı kabul edilen César* sinema ödülleri sahiplerini buldu.

    En iyi Fransız Filmi: "La Graine et le mulet" (Abdüllatif Keşiş)
    En iyi yönetmen: Abdüllatif Keşiş (La Graine et le Mulet)
    En iyi kadın oyuncu: Marion Cotillard (La Môme)
    En iyi erkek oyuncu: Mathieu Amalric (Le Scaphandre et le Papillon)
    En iyi yardımcı kadın oyuncu: Julie Depardieu (Un Secret)
    En iyi yardımcı erkek oyuncu: Sami Bouajila (Les Témoins)
    En çok umut vadeden kadın oyuncu: Hafsia Herzi (La Graine et le Mulet)
    En çok umut vadeden erkek oyuncu: Laurent Stocker (Ensemble c'est tout)
    En iyi yabancı film: "Das Leben Der Anderen / Başkalarının Hayatı" (Florian Henckel von Donnersmarck)
    En iyi ilk film: "Persépolis" (Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud)
    En iyi özgün senaryo: Abdüllatif Keşiş (La Graine et le Mulet)
    En iyi uyarlama: Marjane Satrapi ve Vincent Paronnaud (Persépolis)
    En iyi film müziği: Alex Beaupain (Les Chansons d'amour)
    En iyi kısa metrajlı film: "Le Mozart des pickpockets" (Philippe Pollet-Villard)
    En iyi görüntü: Tetsuo Nagata (La Môme)
    En iyi dekor: Olivier Raoux (La Môme)
    En iyi ses: Laurent Zeilig, Pascal Villard ve Jean-Paul Hurier (La Môme)
    En iyi kostüm: Marit Allen (La Môme)
    En iyi montaj: Juliette Welfling (Le Scaphandre et le Papillon)
    En iyi belgesel: "L'Avocat de la terreur" (Barbet Schroeder)

    ayrıca Roberto Benigni ile Jeanne Moreau'ya onur ödülleri verildi. *
    ... vakur
    #3056593 :)
  • simone de beauvoir

    9.
    http://www.radikal.com.tr...hp?ek=r2&haberno=8033
    1 ... vakur
    #3056525 :)
  • hobsbawm

    1.
    (bkz: eric hobsbawm)
    ... vakur
    #3056422 :)
  • eric hobsbawm

    4.
    tam adı Eric John Ernest Hobsbawm.
    Bugün 91 yaşında olan ingiliz Marksist tarihçi, yüzyılımızın en önemli tarihçilerinden biri olarak kabul edilir. iskenderiye'de doğdu. Çocukluğu Viyana ve Berlin'de geçti. Öğrenim hayatı Viyana, Berlin, Londra ve Cambridge gibi farklı şehirlerde geçti. Cambridge, Londra, Cornell üniversiteleri gibi çeşitli üniversitelerde çalıştı, dersler verdi. Bünyesinde E.P.Thompson'nun da bulunduğu ve Britanya'da 1947-56 arasında resmi olarak örgütlenmiş olan 'Komünist Parti Tarihçileri Grubu' içinde yer aldı. ingiliz Akademisi, Amerikan Sanat ve Bilim Akademisi gibi birçok saygın kuruluşa üyedir. Kitapları hemen hemen dünyanın bütün dillerine çevrildi. Çok sayıdaki yapıtı arasında, ''Avrupa'nın en kapsamlı toplumsal tarihi'' olan Devrim Çağı (1780-1840), Sermaye Çağı (1848-1875), imparatorluk Çağı (1875-1914) ve Aşırılıklar Çağı (1914-1991) adını taşıyan dört ciltlik çalışması büyük öneme sahiptir. Her ne kadar Avrupa temelinde oluşturmuş olsa da, Hobsbawm'ın bu en büyük sentez çalışması, modern dünyanın büyük bir bölümünün bu temelden hareketle dönüşüme uğramış olması sebebiyle, gerçekte Fransız Devrimi'nden Sovyetler Birliğinin çöküşüne dek bütün bir dünya tarihini kapsar. Hobsbawm, profesyonel bir disiplin haline 19. yüzyılda gelmiş olan tarih yazımında, Henri Pirenne, Marc Bloch ve Fernand Braudel gibi büyük tarihçilerle birlikte, toplumsal yapıların ve toplumsal değişim süreçlerinin altını çizen sosyalbilim yönelimli tarih anlayışının temsilcilerindendir.

    Türkçede Hobsbawm kitapları:
    Eşkıyalar (Avesta),
    Devrim Çağı 1789-1848 (Dost),
    Sermaye Çağı 1848-1875 (Dost),
    imparatorluk Çağı 1875-1914 (Dost),
    Sanayi ve imparatorluk (Dost),
    Sıradışı insan: Direniş, isyan ve Caz (Bulut),
    1780'den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik Program, Mit, Gerçeklik (Ayrıntı),
    Devrimciler (Agora),
    Tarih Üzerine (Bilim ve Sanat),
    Aşırılıklar Çağı: Kısa 20. Yüzyıl: 1914-1991 (Everest),
    Yeni Yüzyılın Eşiğinde (Yordam Kitap),
    Küreselleşme, Demokrasi ve Terörizm (Agora).

    kaynak: radikal kitap
    1 ... vakur
    #3056379 :)
  • birgün

    28.
    cuma günleri uğur kutay ve cüneyt cebenoyan'ın sinema yazıları kaleme aldığı gazete. film seçerken şöyle bir bakmakta fayda var.
    ... vakur
    #3056082 :)
  • redacted

    3.
    cüneyt cebenoyan'ın film eleştirisi için:
    http://www.birgun.net/ind...thor=32&article=11794
    ... vakur
    #3056031 :)
  • inland empire

    6.
    birgün'den lynch hayranı olan 'cüneyt cebenoyan' kısa ve öz bir kritik yapmış:

    ''bugüne kadar seyrettiğim en kötü Lynch'ti. Lynch filmleri beni hep bir şekilde derinden etkilemiştir çünkü bilinçdışımda karanlık bir yerlere dokunurlar. Anlamadan önce sarsarlar beni. Anlama isteği uyandırırlar. Bazen zaten kolay çözülürler Mulholland Dr gibi. Bazen kendilerini kolay açık etmezler lost highway gibi. Ama filmlerinde bazı sahneler vardır ki ruhuma kazınır, yıllar geçse de onları hatırlarım. ilk aklıma gelen isim olmuştur Lynch, sevdiğim yönetmenler sorulduğunda. 'Inland Empire'da böyle sahneler olmadığı gibi, her şey fazlasıyla karışık. Bir kimlik karmaşası yaşadığı açık filmin kahramanının, tamam da, bütün bu karışık yumağı çözme isteği uyandırtacak estetikten yoksun film. E, yarı-profesyonel bir kamerayla film çekerseniz belki de bu sonuç kaçınılmaz. Lynch'in kullandığı Sony PD-150 model dijital kamera, high definition bile değil. Bu kamerayla çekilen bir filmi büyük perdede seyretmek bana her şeyden önce zevk vermedi. Bu tarz bir etkilenme yoksa anlama isteği de olmuyor. Kısacası 'Inland Empire' benim için seyredildi ve bitti. Üzerine Zizek de yazsa, merak etmiyorum.''

    not: fatih özgüven'e göre ise '!f 2008'in en iyi filmi. karar sizin.
    ... vakur
    #3055981 :)
  • öteki

    17.
    http://www.otekisinema.com
    ... vakur
    #3030276 :)
  • freak

    6.
    (bkz: freaks)
    ... vakur
    #3030202 :)
  • ucube

    7.
    birkaç tanesini biraraya getirip başlarına cesaretli bir yönetmeni koyduğunuzda ortaya kült bir film çıkıyor ve onlarca yıl sonra hala izleniyor, seviliyor. *
    1 ... vakur
    #3030192 :)
  • brian de palma

    3.
    1960'da kısafilm yönetmenliğiyle kariyerine başlayan de palma, yılda ortalama bir tane olmak üzere 7 kısafilm çektikten sonra kendini hazır hissetmiş olsa gerek 1968'de ilk uzun metrajı 'murder a la mod'la tanınmaya başladı. ilk büyük başarısını 1976'da çektiği carrie ile elde etti. 30'a yakın uzun metrajı olan kült bir yönetmen olmasına aldanıp birçok sıradan filmini hatta rezil denebilecek filmlerini de izlemiş biri olarak de palma'ya genel anlamda usta ya da auteur bir yönetmen denemeyeceğini düşünüyorum. asıl mahareti mafya filmlerinde yatıyor ki başta scarface olmak üzere, The Untouchables ve Carlito's Way ile unutulmaz üç başyapıta imza atmıştır. 1993 yapımı carlito's way sonrasında büyük bir başarı elde edememiş ancak 'Mission:Impossible' ve 'Femme Fatale' gibi izlemeye değer filmler üretmiştir. femme fatale sonrası çektiği 'The Black Dahlia' ve şu sıralar vizyonda olan 'Redacted' ile de hakettiğini düşündüğü takdiri görmemiş olsa gerek ki sıradaki projesi asıl ehil olduğu alana, mafyaya dair: The Untouchables: Capone Rising. bu kez hayalkırıklığı yaratmaması dileğiyle.
    2 -1 ... vakur
    #3029138 :)
  • kizgin bulut

    ?.
    kızgın bulut:
    Yanardağlardan fışkırıp yüksek ısıda su buharı ve başka gazlardan oluşmuş,
    içine kül ve lav karışmış bulut görünüşünde yığın. *
    1 ... vakur
    #3024663 :)
  • versus

    7.
    orta halli bir yayınevi. http://www.versuskitap.com
    1 ... vakur
    #3024591 :)
  • öfke

    23.
    michael tobias'ın versus yayınları'ndan kasım 2006'da çıkan kitabı.

    kitapla ilgili karakutu.com'da yer alan zihin açıcı tanıtım yazısını 'dostum link ölü'* vaziyetine düşmemek için copy-paste'lemeyi borç biliyorum:

    Geleneksel toplumların insan ve doğa arasında kurmayı başardığı uyum, aydınlanma sonrasında insanın egemen olduğu ve diğer bütün canlıların onun için varolduğu inancıyla bütünleşen büyük ve karmaşık bir hiyerarşi zinciri yarattı. Geleneksel toplum üyeleri doğaya müdahaleyi en aza indirgeyip, bütün canlı türleri ile akraba olduğu varsayımdan yola çıkarak, hem kendini hem de doğanın bütün görünüşlerini yüceltmeye uğraşıp, büyülü bir dünya yaratma telaşına girerken, modern insan, doğanın büyüsünü bozup, kendi dışındaki her şeyi işlevsel ve akılcı bir bakış açısının yarattığı korkunç bir ideoloji ile bütünleştirdi.

    Bu ideolojinin merkezinde insan vardı ve o insan doğanın hakimi, kendi dışındaki tüm türlerin efendisi, yaratan ve yok eden kötü ruhlu bir tanrıydı. Aslında doğanın denetim altına alınması aynı zamanda insanın da denetim altına alınması anlamına geliyordu ki; bugünkü insan trajedisinin kökeninde de aynı ideolojinin izlerinin bulunduğunu görmek için fazla çaba harcamaya gerek yoktu. Bu nedenle çağdaş devrimci akımlar, siyasetçiler ve benzerleri önemsemese de, doğanın zincirlerinden kurtulması, insanın özgürleştirilmesi mücadelesinin de bir bileşeni olduğu artık kuşku götürmez bir gerçek olarak karşımızda durmaktaydı.

    Modern insanın bu trajedisi, onu yozlaştıran, alçaltan, kimliksizleştirip, kendi doğasından kopmasına neden olan büyük bir yıkımında başlangıcıdır. Bu nedenle Modern insan alçaktır ama alçak doğduğu için değil, alçalmadan yaşama şansını yitirdiği için bu böyledir. O kadar yozlaşmıştır ki, doğanın karşısına çıplak elle çıkmaya cesaret edemediğini haykırmak yerine o, doğayı fethetme adına, silahlarıyla donanmış büyük ve haşin bir orduyu salar yağmur ormanlarına.

    O kadar gaddardır ki, sadece bitip tükenmez açlığı bastırma sevdasına bütün bir sığır türünün tüm bireylerini bir ahıra kapatıp, birer idam mahkumu gibi, tümünü kılıçtan geçirme işini sadece bir zaman sorununa indirgeyebilir. Tüm hayvanların yumurtalarını çalan, bütün balık türlerini tüketen odur. Ağaçları kesen, kesecek ağaç bulamayınca plastiği üreten odur. Atmosferi zehirleyen, ozonu delen, utanmazca yeni felaketleri hazırlamak için, yeni buluşlar peşinden koşan odur. Binlerce fareyi, binlerce maymunu deneylerinde birer canavara çeviren onun kültürüdür. 'Vahşi' olduğu için köpekbalıklarını öldüren, timsahların derisinden ayakkabı yapmayı düşleyen onun uygarlığıdır.

    Ondan başka hiçbir canlı, balinaların ya da fokların yağlarını depolamayı düşünmez. Onun dışında hiçbir tür hayvanları yararlı ve zararlı diye ayırmayı beceremez. Onun dışında hiçbir canlı, bir başkasını evcilleştirip, kendi hizmetinde kullanmayı planlayamaz. Onun uygarlığı dışında hiçbir şey, atmosferi kirletip, ardından hijyen dolu steril bir mekan tasarlayamaz. Modern çağ kibirli olmanın erdem, alçak gönüllüğün sefalet, egemenliğin kutsal kabul edildiği karanlık bir uygarlık yaratmıştır.

    işte tüm bu nedenlerle akılcılık da iflas etmiştir. Çağdaş insani yıkımın önüne akılcı yöntemlerle çıkmanın olanaksızlığı ve hepsinden önemlisi insan olarak varolabilmek için, önce insanı kutsayan bu uygarlıkla hesaplaşılması zorunluluğu, öfkeden ve cesaretten yoğrulmuş yeni bir umut arayışını da beraberinde getirmektedir.

    Öfke adıyla Versus Kitap'tan yayımlanan roman bu umut arayışının felsefesi üzerine kurulmuştur. Hayvan Hakları Mücadelesini; zavallı, acı çeken canlılara yardım edebilme mücadelesi kolaycılığından çıkaran, hayvanların özgürleşebilmesinin, insanın özgürleşme mücadelesi ile yan yana sürdürülmesi gerektiğini savunan yazar, kurbanın acısını anlayabilmek için kurban olmanın gerekmediğini, ya da başka bir deyişle acı çeken ezilen, bir tek canlının varolduğu koşulda insan dahil hiçbir canlı türünün asla özgür olamayacağını anlatmaya uğraşmaktadır.

    Kitap, eğer özgürlük için umut var olmaya devam edecekse; çağımızda öfke duymanın ve cesaret göstermenin varoluşun neredeyse tek biçimi olarak kaldığını anımsatmaktadır. Aynı yayınevinden daha önce çıkan Suptopia romanındaki kahramanların modern toplumun karşısından neredeyse klişeleşmiş yalnızlıkları ve çaresizliklerine karşı, Öfke tek başına olsa dahi her bireyin sorumluluğu olduğunu, o sorumluluğun da insan olabilmek için elimizde kalan son şans olduğunu hissettirmektedir.

    aylar sonra gelen alakasız eklenti:
    http://www.birgun.net/bol...ber-59185.html#haber_basi
    1 ... vakur
    #3024553 :)
  • aerosmith

    18.
    aerosmith tribute band adlı leziz grup hip-hop'la harmanlayarak abide gruba saygı duruşunda bulunmuş, klasikleşmiş aerosmith parçalarını yeniden yorumlamış. zamanında rapperlarla yaptıkları düetlerle rap-rock kaynaşmasını sağlayan gruplardan olan aerosmith'in rapcore'a uzanan fusion tarzına katkısı göz ardı edilemez. sallıyor da olabilirim tabii.
    ... vakur
    #3023424 :)
  • sepultura

    27.
    (bkz: dante xxi)
    1 ... vakur
    #3023237 :)
  • yeni şeyler getiriyorum
    Takipçiler
    Takip Edilenler
    vakur kimseyi takip etmiyor.